Sülfit Hassasiyeti Nedir ? ve Nasıl Anlaşılır ?

Sülfit Hassasiyeti Nedir ? ve Nasıl Anlaşılır ?

Uzun yıllardır devam alerji hikayesi ile birlikte astımı olanlarda ayrıca çoğu kez “hassas mide” ön yargılarına maruz kalan kişilerde yemek sırasında nefes darlığı, yüzünde kızarıklık ya da ani karın krampları ve sonrasında ishal atakları gelişiyorsa gıdaların içinde yer alan tetikleyicilerinizden birine yanlışlıkla maruz kaldığını düşünmek gerekir. Ama hangi tetikleyici olduğunu bulmak zor olabilir. Eğer öyleyse, sülfit duyarlılığı olasılığını düşünmeliyiz.

SÜLFİT HASSASİYETİ NEDİR ?

Gıdaların raf ömrünün artması bozulmasını önlemek için gıda katkı maddeleri kullanılmaktadır. Gıda katkı maddeleri besinlerin dayanıklılığını arttırmak, için veya istenilen tadı, kıvamı veya rengi vermek için besinlerin içine konulur. Gıda ürünlerine katılan katkı maddeleri etiket üzerinde ya kendi adlarıyla ya da onlara Avrupa ülkeleri tarafından verilmiş olan ̎E ̎ koduyla yapılır. Gıdaların içine konulan gıda koruyucu maddeler (E-kodları 200 – 299) ile etiketler üzerinde yer alır. Gıda koruyucuları ve gıda katkı maddeleri her geçen gün sayısı artmaktadır bunlardan biride sülfit bileşikleridir.
Gıda koruyucuları içinde yer alan sülfitler doğal olarak bazı meyve sebzelerin içinde bulunabilir veya gıda katkı maddesi olarak bazı gıdaların içine konulabilir. Nadir olmakla birlikte bazı insanlarda (FDA’ya göre ABD’ de yaklaşık 100 kişiden 1’inde ) bu bileşiklere duyarlılık görülmektedir.
Sülfitler, bazen içecekler, yiyecekler ve bazen de ilaçlarda koruyucu olarak kullanılmaktadır. Sülfitlere bağlı gelişen reaksiyonlar gıda intoleransı belirtileri ile görülebilir veya altta yatan astıma bağlı astım semptomlarını artırabilir. Bunun dışında bazen alerjik rinit (saman nezlesi) benzeri reaksiyonlara, bazen ürtiker (kurdeşen) kontakt dermatit gibi cilt şikayetlerine yol açabilirken çok nadirde olsa anafilaksi (ciddi alerjik reaksiyonlar) gibi hayatı tehdit eden reaksiyonlara neden olabilir.
Sülfit içeren gıdaların alındığında en sık şikayet astımlı hastalarda hırıltı semptomlarının ortaya çıkması veya daha önce astım şikayetleri olmayan kişilerde astım belirtilerinin görülmesidir.

SÜLFİT NEDİR ?

Sülfitler, gıda katkı maddesi olarak kullanıldıklarında sodyum veya potasyum bisülfit, sodyum veya potasyum sülfit ve kükürt dioksit gibi isimlerle tanımlar. Uzun yıllardır kullanılan sülfitler, daha çok gıdaların lezzetini ve rengini korumak, bakterilerin çoğalmasını engellemek, bozulmayı azaltmak, taze yiyeceklerin renklerin bozulması lekelenmesini önlemek veya kahverengi hale gelmesini engellemek yanında ilaçların korunmasına yardımcı olmak ve raf ömrünü uzatmak için kullanılmaktadır.
Gıda ve ilaçların korunmasına yardımcı olan sülfitler daha sonra aktif bileşen olan sülfür dioksit açığa çıkarırlar ve ortaya çıkan bu bileşen akciğerlerde bronşların daralmasına yol açabildiği görülmüştür.
Mesleksel olarak sülfür dioksit ( SO2 ) maruziyeti daha çok soğutma, buharla dezenfekte etme, madencilik, şeker rafinesi, yün beyazlatma, kağıt imalatı gibi işlerde söz konusu olabilir. Bu ve benzeri iş kollarında çalışanlarda sülfür dioksit ( SO2 ) maruziyeti göz ve burun mukozasında tahrişe neden olur. Yüksek konsantrasyonlarda temas durumundaysa hava yollarında akciğer içinde akciğer parankim dokusu ve damar sisteminde ciddi sorunlara yol açtığı görülmüştür.
Sülfür dioksit ( SO2 ) gazı tahriş edici özelliği olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir. Hava yollarında bulunan sülfür dioksit gazı bronşlarda ki asit ph değiştiği asıl olarak kolinerjik refleksin uyarıp refleks bir kasılmaya yol açtığını gösteren çalışmalar vardır. Meyve suları, bira ya da şarap gibi sıvı gıdaların alınması ile birlikte, semptomların hızla başlaması sülfür dioksit ( SO2 ) gazının yutma işlemi sırasında ortaya çıktığı göstermektedir.
Sülfitlere tepki gösteren astımlı bazı kişilerde sülfür dioksitin parçalanmasına yardımcı olan enzim sülfit oksidazın kısmi eksikliği vardır. Bu enzim eksikliğinde sülfür dioksit ortadan kaldırılması yavaş olduğu için hasara yol açtığı görülmektedir.
Sülfitler, birçok yiyecek ve içeceklerin korunmasında yardımcı olmak için yararlı bir role sahiptir. Çoğu ülkede, bira ve şarap gibi bazı yiyeceklere sülfit eklenmesine izin verilmektedir.
Aşağıda, sülfitlere en sık maruz kaldığımız gıdalar yer almaktadır.
İçecekler içinde Likör, bazı meyve suları, hazır çay içinde sülfit bulunur. Sülfitler bira yapımında ve şarabın sirke dönüşmesini önlemek için kullanılır; Birçok şarapta etiket üzerinde “sülfit içerir” ifadesi bulunur.
Bira ve şarap gibi içecekler doğal sülfitler içerir, ancak bazı üreticiler fermantasyonu kontrol etmek için sülfit eklemektedir. Şaraplar arasında kırmızı şaraplar beyaz şaraba göre daha fazla sülfit içermez; hem beyaz hem kırmızı şaraplar sülfit içerir. Pek çok tatlı beyaz şarap, kırmızıdan daha fazla koruyucu içerir, çünkü tatlı şaraplar daha fazla şeker içerir. Sülfitler şeker fermantasyonunu önler. Bu yüzden bira veya şarap içtikten sonra şikayetleri olan hastalarda sülfit hassasiyeti göz önünde bulundurulmalıdır.
Diğer sıvılar gıdalar içinde limon suyu, sirke, üzüm suyu gibi ticari raf ömrü uzun olan ticari ürünlerin içinde yer alır.
Hazır tüketilen yiyecekler içinde patates püresi ve patates püresi içeren gıdalar, konserve meyve veya sebze, şurup ve meyve sosları salata sosu veya meyve sosları, vişne, salatalık turşusu, akçaağaç şurubu, reçel, bisküvi, ekmek veya pasta veya pizza hamuru sayılabilir.
Kurutulmuş meyvelerden özellikle kuru kayısıların içinde bazen de kuru üzüm içinde sülfit bulunur.
Bazen restoran salataları ve meyve salataları renklerini korumak için sülfit eklenir.
Et ve et ürünlerin içinde özellikle sosis ve işlenmiş gıdalara eklenebilir.
Sülfitler, bazı gıdaların içinde doğal olarak bulunur ve bu da hassas bireylere ek bir zorluk oluşturur. Yer fıstığı, yumurta, siyah çay, sirke ve diğer fermente gıdalar doğal sülfit içerir. Çilek, böğürtlen, erik, hindistan cevizi ve diğer meyveler de çeşitli miktarlarda doğal sülfit içerir. Bu gıdalar içindeki sülfit az miktarda olabilir ama çok yenildiğinde şikayeti yol açabilir.

SÜLFİT HASSASİYETİ BELİRTİLERİ NEDİR ?

Sülfit duyarlılığına bağlı ortaya çıkan belirtiler alerjiyi düşünür, ancak sülfit duyarlılığı alerjiden farklıdır. Gıda alerjilerinde gıdalardaki proteinlere karşı IgE antikorları gelişir ve daha sonra bu antikorlar aracılığı ile alerjik reaksiyon gelişir oysa sülfit genellikle IgE aracılıklı olmayan reaksiyonlara yol açar. Kimyasal olarak sülfürik asitin bir tuzudur ve oluşan sülfür dioksit ( SO2 ) gazı astım şikayetlerine yol açtığı bilinmektedir. Astımı olan hastalarda sülfit duyarlılığı geliştirme riski daha yüksektir.
Bazı insanlarda çok nadir olarak gerçek (IgE aracılı) alerjiye işaret eden sülfite karşı deri testi pozitifliği saptanmıştır.
Sülfit duyarlılığının belirtileri genellikle yemekten 15 ila 30 dakika sonra başlar ve nefes darlığı ve hırıltı gibi astım benzeri semptomları, ile ciltte kızarıklık, yüzde şişlik gibi ürtikeryal döküntüler veya sindirim sistemine ait şikayetler görülür.
Sülfit alınmasının ardından hırıltı, göğüste sıkışma hissi ve öksürük gibi şikayetler en sık görülen belirtilerdir ve astımlı kişilerin % 5 ila 10’unu etkilediği tahmin edilmektedir. Bu şikayetlerin ortaya çıkması yetersiz astım kontrolü olan hastalarda daha fazla olasıdır. Sülfit duyarlılığı, steroid bağımlı astım hastalarında daha çok ortaya çıktığı saptanmıştır. Bununla birlikte, daha önce hiçbir astım öyküsü olmayan kişilerde de sülfitlere karşı istenmeyen reaksiyonlar ortaya çıkabilir.
Sülfitlere bağlı olarak anafilaksi tanımlanmıştır, ancak çok nadirdir. Belirtileri tüm vücutta kızarma, kalp ritminde artış, hışıltılı solunum, kurdeşen, baş dönmesi, mide rahatsızlığı ve ishal, bilinç kaybı, ve yutma güçlüğünü içerir. Bu tür şikayetleri olan kişilerin yanında adrenalin enjektörü taşıması gereklidir.
Sülfitler bağlı diğer şikayetler içinde sindirim sistemini ilgilendiren mide bulantısı, hazımsızlık, karın ağrısı, ishal, kabızlık ve kusma görülürken, ciltte deri döküntüsü veya kızarma, kaşıntı, şişlik veya ürtikere neden olabilir. Sülfitlerin ciltle ilgili reaksiyonlarının sıklığı ile ilgili çalışmalarında, bu katkı maddelerinin %1-5 oranında kullanıldığında cilt hassasiyetini artırdığı bildirilmiştir. Özellikle yüz için kullanılan kozmetik kremler, saç boyaları ve bronzlaştırıcı losyon gibi kozmetikler kullanıldığında sülfitli maddelere maruz kalma sonrasında istenmeyen cilt reaksiyonları bildirilmiştir.

SÜLFİT HASSASİYETİNİN TANISI NASIL KONUR ?

Sülfit içeren ürünlerle temas sonrasında kimi zaman anlam veremediğimiz belirtiler görülür ancak dikkat edildiğinde ortaya konabilir. Sülfitlerin astım şikayetlerini arttırması, ürtikeryal döküntü ve mide şikayetlerine yol açması dışında anafilaktik şoka neden olabileceği göz önünde bulundurulması ve tanısının konulması gerekir.
Sülfit hassasiyetinin tanısın konulmasında güvenilir bir test yoktur ve bu yüzden deri prick testinin yeri yoktur. Sülfitle ile oluşan reaksiyonların büyük çoğunluğu IgE aracılığı ile gelişmediği için deri prick testleri kesin tanı koymak için kullanılmaz.
Sülfit ile temasa bağlı kontakt dermatit benzeri şikayeti olan hastalarda yama testleri yapılabilir. sülfit içeren ürünlerin yaptığı cilt reaksiyonları görülebilir.
Sülfit hassasiyetinin tanısını koymak için oral provakasyon testleri kullanılabilir ama bu testlerin anafilaktik şok şikayetlerine yol açabileceği için alerji uzmanları tarafından yapılması önerilir.
Kanda bakılan testler içinde spesifik IgE gibi tarama testleri sülfit hassasiyetinin göstermek için kullanılmaz fakat kandan yapılan bazofil aktivasyon testleri ile sülfit hassasiyeti saptanabilir. Alerji uzmanları tarafından değerlendirilen ve sülfit hassasiyeti düşünülen hastaların tanısının konmasında bazofil aktivasyon testleri yardımcı olabilir ve diğer testlerle birlikte değerlendirilerek sülfite bağlı gelişen reaksiyonlar aydınlatılabilir.

SÜLFİT HASSASİYETİNİN TEDAVİSİ NASILDIR ?

Sülfit hassasiyeti tanısı konulduğunda sülfit içeren gıdalardan uzak durulması son derece önemlidir. Özellikle işlenmiş ürünlerde yüksek miktarda sülfit bulunabileceği için eğer etiketlerinde yazıyorsa dikkat etmesi ve bu tür ürünleri kullanmaması gereklidir.
Sülfit duyarlılığının şiddetini azaltmak için kanıtlanmış duyarsızlaşma ya da immünoterapi gibi bir tedavi yoktur.
Sülfit içeren gıdaların tüketilmesi ile ortaya çıkan hafif hırıltı gibi nispeten hafif astım belirtileri için yanlarında astımda kullanılan semptom giderici ilaçları yanlarında taşımalıdır. Sülfite bağlı daha ciddi reaksiyonlara sahip olanlarsa anafilaksi tedavisinde kullanılan adrenalin otoenjektörü kullanımı konusunda eğitim alması ve yanlarında taşımaları gerekir.

SONUÇ OLARAK

Sülfitler, bazen içecekler, yiyeceklerin bozulmasını önlemek için, bazen de ilaçların içinde koruyucu olarak kullanılmaktadır.
Sülfit duyarlılığına bağlı ortaya çıkan belirtiler alerjiyi düşünür, ancak sülfit duyarlılığı alerjiden farklıdır.
Bira ve şarap gibi içecekler doğal sülfitler içerir, ancak bazı üreticiler fermantasyonu kontrol etmek için sülfit eklemektedir bu tür içeceklerden sonra şikayetleri olan hastalarda sülfit hassasiyeti düşünülmelidir.
Sülfit duyarlılığının belirtileri genellikle yemekten 15 ila 30 dakika sonra başlar ve nefes darlığı ve hırıltı gibi astım semptolarına, ciltte kızarıklık, yüz şişmesi gibi ürtikeryal döküntülere veya sindirim sisteminde ani karın ağrısı, kramp gibi şikayetlere yol açar.
Sülfitlere bağlı olarak anafilaksi tanımlanmıştır, ancak çok nadirdir.
Yüz için kullanılan kozmetik kremler, saç boyaları ve bronzlaştırıcı losyon gibi kozmetikler kullanıldığında sülfitli maddelere maruz kalma sonrasında istenmeyen cilt reaksiyonları bildirilmiştir.
Sülfit hassasiyetinin tanısın konulmasında güvenilir bir test yoktur. Alerji uzmanları tarafından değerlendirilmesi son derece önemlidir.
Sülfit duyarlılığının şiddetini azaltmak için kanıtlanmış duyarsızlaşma ya da immünoterapi gibi bir tedavi yoktur.
Sülfite bağlı daha ciddi reaksiyonlara sahip olanlarsa anafilaksi tedavisinde kullanılan adrenalin otoenjektörü taşımaları gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir